(0216) 251 13 62

info@banukucukkirim.com.tr

Makaleler

MENENJİT’İN AZ BİLİNEN ETKİLERİ


Beyin ve omuriliğini çevreleyen zarların iltihaplanması olarak tanımlanan menenjit hastalığı, çocukların hem hayatını hem de geleceğini tehdit eder. Hastalığa karşı geliştirilen aşı uygulamaları sayesinde görülme sıklığı giderek azalan menenjite, en çok 0-1 yaş arasındaki çocuklarda rastlanmaktadır. Ateş, baş ağrısı, ensede sertlik, kusma gibi belirtiler gösteren menenjit, bulaşıcı bir hastalıktır. İşitme kaybı, yüz felci gibi fiziksel sorunlara yol açabilen menenjit, fiziksel hasarların yanı sıra kişide hiperaktivite sendromu, kişilik bozukluğu, öğrenmede yetersizlik gibi sorunları da beraberinde getirebilir

1 yaşına kadar çok riskli

Menenjit hastalığında en yüksek risk grubunu 6-12 ay arasındaki bebekler oluşturuyor. Yüzde 25 ila 55 oranları arasında ölümle de sonuçlanabilen bu hastalıktır. Kalıcı hasar bırakma ihtimali yüksek olan menenjit, havadan damlacık yoluyla bulaşır. Bu hastalık, çocukluk çağının en korkulan enfeksiyon hastalıklarının başında gelmektedir. Çünkü bu yaşlarda, bağışıklık sisteminin yeterli gelişmemiştir. Ayrıca yine çocukluk çağının özelliklerinde biri olan kan ile beyin bariyerindeki anatomik zayıflık vardır. İşte bu özellikler, bulaştıktan sonra menenjitin vücuda hızlıca yayılmasını sağlar, üstelik beyin fonksiyonlarını etkileyerek hasar da bırakabilmektedir.

Yüksek ateş menenjite işaret ediyor

Baş ağrısı, yüksek ateş, boyun tutulması, ense sertliği gibi yaygın belirtileri bulunan menenjitte mide bulantısı ve kusma da görülebilir. Belirtiler arasında parlak ışığa bakmaktan kaçınma, zihin bulanıklığı, havale, soğuk el ve ayaklar, titreme, hızlı soluk alıp verme, eklem ve kas ağrılarının yanı sıra; 2 yaşından küçük çocuklarda az yemek yeme, inleme şeklinde ya da çok tiz ağlama, soluk ve lekeli bir görünüm, kafada şişlik, kaskatı olma gibi belirtilerle de hastalık anlaşılabilir. Bunlardan birkaçına rastlandığı durumda vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Nörolojik belirtilerin olduğu durumlarda da ölüm veya kalıcı hasar riskinin yükselmektedir.

Erken tanı hayat kurtarıyor

Erken tanı ve tedavi menenjit hastalığında hayat kurtarıcı bir rol oynar. Menenjite zamanında müdahale edilmediğinde ortaya çıkan riskli durumlar Havale nöbetlerinin yanı sıra özellikle yenidoğan döneminde hastalığa yakalananlarda kaslarda sertlik olabilir. İşitme kaybı, yüz felci, şuur kaybı, büyüme ve gelişmede gecikme veya güçsüzlük, öğrenmede güçsüzlük görülebilinir. Belirtiler görüldükten sonra kesin tanı; Lomber Ponksiyon adı verilen bir işlemle beyin omurilik sıvısından numune alıp bakteriyolojik antijen, hücre, kimyasal analiz ve kültür etkeni izole edilerek konulur. Hastanın yaşı ve etken olabilecek nedenin çeşidine göre antibiyotik tedavisi seçilirken; süresi 7-21 gün arasında değişebilmektedir.

Öğrenme problemleri ve yetersizlik görülebiliyor
Erken tanı konarak uygun antibiyotik tedavisi alan çocuklarda menenjit hasar bırakmadan iyileşir ancak; geç tanılı, yanlış veya yetersiz tedavi alan hastalarda, sağırlık, davranış bozukluğu, konsantrasyon bozukluğu, koordinasyon bozukluğu, yorgunluk, hareket kısıtlılığı gibi sakatlıklar görülebilinir. Bazı şikayetler zamanla düzelse de, bazılarının kalıcı olduğunu unutmamak gerekir. Fiziksel hasarların yanı sıra yaşanabilecek diğer kalıcı hasarları şöyledir. Menenjit kişinin yaşamını kısıtlar ve aktivitelerini değiştirebilir. Çocuklarda menenjitten sonra hiperaktivite sendromu, öğrenme problemleri görülebilir Erişkinlikte sosyal yaşamı ve iş yaşantısını etkileyen problemlerle karşılaşılabilir Anti sosyal kişilik bozuklukları ve beceri gerektiren işlerde yetersizliğe de rastlanabilir Çocuklarda bu yönde kalıcı hasarlar yaşanmaması için erken teşhisin önemini atlamamak gerekir.
Hijyen kurallarını dikkate alın
Menenjitin bazı tiplerinde hasta kişiyle teması bulunan herkese koruyucu antibiyotik tedavisinin uygulanması gerekmektedir. Hijyen kurallarına uymak, sık sık elleri yıkamak tehlikeli mikropların vücuda ulaşmasına engel olur. Bunun yanı sıra anne sütü almanın, bebekleri menenjitten koruduğu da bilinmektedir. Sağlıklı bireylerin bir kısmı ağzında bakterileri taşıyor ve kendisi hastalanmadan sadece bulaştırıcı olabilir. Yapılan çalışmalar, tüm insanların yüzde 10’a yakınının burunlarında veya boğazlarında bakteri taşıdıklarına yönelik sonuçları ortaya sermektedir Bunların yanı sıra yorgun düşmek veya stresli yaşam gibi etkenler de menenjite karşı kişiyi daha savunmasız hale getirmektedir.
TEK KORUNMA YÖNTEMİ AŞI
Özellikle çocuklarda önemli menenjit etkenleri olan hemofilus influenza, meningekok ve pnömokok adlı bakterilerden aşıyla korunmak mümkün olabilir. Türkiye’de menenjit vakalarının yüzde 60’ından meningekoklar sorumlu olurken; daha düşük oranlarda sorumlu olan pnömokok ve hemofilus influenzaya karşı aşılama 2009 ve 2006’dan beri devlet tarafından uygulanıyor. Meningekok aşısı ise ailelerin ve çocuk hekimlerinin yönlendirmesi ile yapılıyor. Türkiye’de meningokokların W, B ve A tipleri enfeksiyon oluşturabiliyor. A, C, Y, W-135 4’lü konjuge meningokok aşısı ile korunmak mümkün olurken, B tipine karşı ise aşı yeni ülkemize gelmiştir.

A,B, C, Y, W-135 4’lü konjuge meningokok aşısını, pek çok ülke artan oranlarda aşıyı rutin takvimlerine almaya devam ediyor. Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya dahil 16 ülkede aşı rutin kullanımdayken; Amerika’da ise 2006’dan beri ulusal aşı takviminde yer alıyor. Ülkemizde de rutin aşı uygulamasına dahil edilebilmesi için çalışmalar yapılmaktadır.


YUKARI