(0216) 251 13 62

info@banukucukkirim.com.tr

Makaleler

Besin Alerjilerinin Her Yönü



Besin alerjisi nedir?
Besinlerin doğal antijenik alerjik yapılarının yada antioksidan, tatlandırıcı, renklendirici, kıvam verici ya da koruyucu olarak besinlere eklenen katkı maddelerine bağlı gelişen reaksiyonlardır. Tüm dünyada 3000 e yakın katkı maddesi bulunmaktadır. Sanayileşen toplumda çocuklarda artan besin alerjilerinin nedeni özellikle bu katkı maddelerine karşı oluşan reaksiyonlar olarak kabul edilmektedir. Hormonlar ve gıdalardaki mikroorganizmalarda immünolojik olayları başlatarak istenmeyen reaksiyonalara neden olmaktadır.

En sık görülen besin alerjileri nelerdir?

Bebeklerde en sık görülen alerji tipi İnek sütü alerjisidir. Genellikle genetik olarak alerjik zemini olan kişilerde daha sık görülür.
İnek sütü proteinlerine bağlı alerjik reaksiyonlar yaşamın ilk haftalarında, ortalama 3. ayda başlamakta ve gerek bağırsağın fonksiyonel ve morfolojik yapısının gelişmesi ve alerjene duyarlılık azalması sonucu 2-3 yaşlarında ortadan kalkmaktadır

Yumurta alerjisi özellikle bebeklikte ve erken çocukluk döneminde yaygın olarak görülmektedir. Yıllar geçtikçe etkisi azalmakta ve yetişkinlik döneminde ise tamamen kaybolmaktadır. Yumurta alerjisinde egzama veya kaşıntı deri ve göz lezyonları görülme sıklığı diğer besin alerjenlerine kıyasla daha fazladır. Ve de özellikle bebeklerde egzamanın en önemli nedeni olarak kabul edilmektedir.

Yumurta alerjisi, yumurtanın kendisinin veya yumurta içeren yiyeceklerin alınmasından sonra, dakikalar veya saatler içinde ortaya çıkan, yaygın kızarıklık, hırıltılı solunum, kusma ve ishal ile kendini belli eder. Süt de olduğu gibi yumurtada da duyarlı bireylerde diğer hayvan yumurtalarına çapraz duyarlılık gözlenebilir


Diğer alerji sıralamasında soya, yerfıstığı, deniz ürünleri, yumurta beyazı, buğday ve diğer hububatlar sayılabilir. Tahin, susam, domates, kakao, çilek, muz, portakaldan yulaf, arpa, çavdar gibi yiyeceklerlede besin alerjisine sık rastlanır. Alerjik tepkiler açısından çok suçlanan çilek ve domates gibi besinler ise doğrudan kendi içlerinde bulunan histamin isimli kimyasal maddeden dolayı alerji benzeri tepkilere yol açarlar.

Besin alerjilerinin farklı hastalıklarla ilişkisi olabilir mi?

Ailesinde en azından bir ebeveyni veya bir kardeşinde alerji öykusü (allerjik rinit, astım, besin allerjisi veya egzema) olan bebeklerin yaşamlarının ilk 5-7 yılı içinde besin alerjisi ortaya çıkma riski %20 kadar yüksek olabilir.

Belirtileri nelerdir?

Belirtiler alerjen alındıktan sonraki ilk dakikalarda ya da 1-2 saat sonra ortaya çıkabilir veya 72 saate kadar gecikebilir. Anaflaksi dediğimiz çok ciddi ve ani reaksiyonlar solunumu bozarak hayatı tehdit edebilir. Bunun haricinde besin alerjileri deri, solunum veya mide bağırsak belirtileri ile kendini gösterebilir. Deri döküntüleri, astım tarzında hışıltılar olabilir. Alerjenle karşılaşan mide bağırsak sistemi de alerjene kusma, ishal , kanlı kaka veya kabızlık şeklinde belirtilerle cevap verir. Özellikle bebeklerde reflüye neden olabilir. Çok gazlı bebeklerin geriye yönelik incelendiğinde besin alerjisine bağlı sıkıntılar yaşadığı farkedilir. Makat bölgesinde kızarıklıklar, tekrar eden pişikler görülebilir. Alerjen gıda farkedilmediğinde bebeklerde kilo alım yetersizlikleri ve büyüme gelişme bozukluklarına sık rastlanır.

Besin alerjileri kaç tiptir?
2 tiptir. ıgE ve non IgE bağımlı tip.

IgE’ye bağlı olan besin alerjilerinde kanda hangi besine karşı alerjisi olduğu tespit edilebilmektedir. Tetkikler bu tipte tanısaldır. Bu çocuklar genellikle, döküntülerle karşımıza gelmektedir. Anne sütüyle beslenen bebeklerde bazen annenin aldığı alerjen gıdalar çocuğa geçebilmekte ve anne sütüyle beslenen bebeklerde bu tür alerjiler görülebilmektedir.

Non İgE tipi besin alerjileri besin proteinine bağlı enterokolitler, proktokolitler ve besin proteinine bağlı enteropatiler olarak ayrılır. Bu tipte tetkiklerim tanısal değeri yoktur. Klinik ve öykü ile tanı konur.
1. Enterokolit vakaları; süt proteinleri, soya, tahıllara (mısır, buğday, arpa, çavdar) pirince, hindi, tavuk, yumurta, ete, mercimeğe, çeşitli sebzelere, meyvelere ve deniz ürünlerine karşı da gelişebilmektedir.Besin alındıktan yaklaşık iki saat sonra başlayan kusma ve ishal, sıvı kaybı, bazen şok durumu olabilir. Bulgular başladıktan sonra şüpheli besin diyetten çıkarılır bir süre sonra semptomların düzelip, tekrar verilmesi ile bulguların yinelemesi tanı koydurucudur. büyüme gelişme geriliğine neden olur.
2. Proktokolit vakaları; yaşamın ilk 6 ayında, inek sütü proteinine karşı gelişmektedir. İlk bulgu genellikle mukusla karışık kanlı dışkılamadır. Bu hastalarda BPBES’li hastaların aksine, genellikle büyüme ve gelişme geriliği yoktur.


Bebeklerde besin alerjileri hangi aylarda sık görülür?

Anne sütüyle beslenen bebeklerde genellikle ek gıdanın başlandığı 6’ncı aydan sonra görülür. Ancak annenin yoğun olarak alerjenle beslendiği yada katkı maddeli beslenmesi halinde durumda anne sütünden de alerjen geçebilir. Sadece anne sütü alan yenidoğan bebeklerde bile kanlı ve sümüksü kaka, şiddetli kolik sancılarına reflü semptomları ve tekrarlayan pişiklere ve kilo almada azalmaya neden olabilir.

Besin alerjisi nasıl teşhis edilir?

İlk altı ayda henüz immun sistemi gelişmediği için laboratuvar testleriyle teşhis her zaman mümkün olamayabilir. Bu nedenle klinik tanı önemlidir. Daha büyük bebeklerde labaratuvar testleri yol gösterici olur. Cilt prik testi, RAST ile spesifik IgE, besin uyarı testleri gibi testler ile tanıya gidilebilir.

Besin alerjileri ne zaman iyileşir?
Besin alerjisi olan çocuklarda 12 ve 18 aya kadar diyet önerilir. Süt alerjisi 1 ve 3 yaş arasında kaybolurken deniz ürünleri fındık ve fıstığa olan alerjiler yaşam boyu devam edebilir. Besin proteinine bağlı olarak proktokolit sendromu, emzirme döneminde başlar ve annenin düzgün beslenmesiyle giderilir. Sonrasında ek gıdaya geçişte alerjen olan gıdaların daha dikkatli bebeğe sunulması ve takibiyle beslenme programı oluşturulur.

İnek sütü alerjisi olan bebekte anne sütü kesilmeli mi? Bebek ilk 6 ay nasıl beslenmeli?
Anne, inek sütü proteini içeren gıdaları almaz. Bebek anne sütü almaya devam etmelidir. Anne sütünün yeterli olmadığı durumlarda inek sütü proteini içermeyen mamalarla beslenmeli. Soya proteininin ve keçi sütünün inek sütü ile çoğu kez çapraz reaksiyon gösterdiğini unutmamak gerekir. Tedavide ağır olgularda amino asit bazlı formula mamalar kullanılmalıdır. Daha hafif vakalarda yoğun hidrolize mamalar kullanılabilir, ancak bu mamalara karşı da alerjik reaksiyonlar gelişebilmektedir.
Diyeti azaltılan ve kısıtlanan annelere de kalsiyum D vitamini ve demir desteğini eksik etmemek gerekir. Annede inek sütünün olmadığı bir diyet erirken inek sütü ürünlerinminde diyetten çıkarılması gerekli.
Bu ürünler;
Tereyağı, tereyağı aromalı diğer yağlar, margarin, Kazein, kazeinatlar Peynir çeşitleri, yoğurt, krema, muhallebi Yarı hidrolize edilmiş ürünler Laktalbumin, laktoglobulin, laktoz, laktuloz içeren ürünler Puding, helva, Aroma katıcı maddeler ve içerisinde laktoz olan süt artırıcı çaylar.


Ek gıdaya nasıl başlanmalıdır?

Alerji yükü olan bebekler ek gıdaya başlarlarken dikkatli olunmalıdır. Yeni başlanan besinler az verilmeli ve reaksiyonlar gözlenmelidir. Her bir gıda en az 3 gün denenmeli. ve her gün kaşık kaşık artırılmalıdır. Yeni denenecek ek gıda ilk olarak bebeğin yanağında da denenebilir. Ek gıdaya başlarken önce sebze çorbası ve tahıllar az az deneyerek verilmelidir. Yumurta akı bir yaşından önce başlanmaz. Peynir ve yoğurt, daha sonra da yumurta dikkatlice, yavaş yavaş arttırarak başlanır.

Alerjisi yüksek olan bebeklerde doktor gözetiminde yükleme yaparak sorumlu gıda başlanabilir. Alerjisi daha az olan besin yine doktor bilgisinde azar azar başlanarak vücudun bu besini tolere etmesi sağlanabilir. Yoğurt peynir gibi ürünler ilk defa deneniyorsa fırınlanarak yada pişirilerek küçük parçalar halinde verilmesi alerjen özelliği azaltacaktır.

Sütün ve yumurtaya alerjik reaksiyonu olan çocuklarda 1 yaştan önce çapraz antijenik özelliğinden dolayı tavuk ve sığır etine karşı besin alerjisi olabilir. 6-7. ayda kuzu eti ile et grubuna başlamak gerekir.
Meyve ve sebze alerjisi olan bebekler ve çocuklarda polen alerjisi görülme sıklığı yüksektir. Çimen polenine alerjisi olan bireylerde de maydanoz alerjisi görülebilmektedir. Meyve ve sebze proteinleri genelde ısıya dayanıksızdırlar ve bu nedenle pişirildiklerinde alerjik kişiler tarafından da tüketilebilirler.



Besin alerjilerinin düzelme şansı nedir?

İnek sütü alerjisi bir yaşında yüzde 55, iki yaşında yüzde 77, üç yaşında yüzde 87 hastada düzelmektedir. En alerjik besin olan fıstık ve kabuklu deniz ürünleri alerjileri hayat boyu sürebilir. Süt ve yumurta alerjileri ise yaşla birlikte düzelir.


Tedavide ilaçların yeri var mı?

Akut dönemde antihistaminikler veya başka alerjiyi baskılayabilen ilaçlar kullanılabilir. Ancak besin alerjisini geçiren bir ilaç yoktur.

Besin alerjilerinin önlenmesi için neler yapılabilir?
1.Alerjisi olan ailelerin bebeklerine en erken öneri kesinlikle ilk 6 ay bebeklerini sadece anne sütüyle beslemeleridir.
2. Risk olan ailelerde annenin aşırı kuru yemiş yemesi, kabuklu deniz ürünlerini fazla tüketmesi de önlenmelidir.
3.Riskli bebeklerde katı gıdalara 6 aydan önce kesinlikle başlanmamalı, yine balık ve kabuklu deniz ürünleri diyete 2-3 yaştan önce sokulmamalıdır.
4. Çok aşırı gazlı ve ağlayan bebekler, yüzlerinde devamlı aşırı kızarıklık ve pullanma olan , kafasında konak olan bebekler, hatta bazen sebebi açıklanamayan inatçı bir burun tıkanıklığı yada bir besini aldıktan sonra burun akıntıları kaşıntıları ve gözde yaşarma belirtilerinin çok ani ortaya çıkışı durumlarında besin alerjisi araştırılmalıdır. Böyle bebeklerde inek sütü alerjisi araştırılabilir, bulunduğu takdirde inek sütü ve inek sütü içeren besinlerin bebeğin diyetinden, bebek sadece anne sütüyle besleniyorsa annenin diyetinden çıkarmak tedavi için yeterli olacaktır.
5. Besin alerjisi olan bebeklerde inek sütü proteini içermeyen özel mamalar kullanılmalıdır. İnek sütü alerjisinin erken tanınması hastalığın gizli gizli ilerlemesini önler.

Besin alerjilerinin tedavilerinde probiotik kullanımı nasıl olmalıdır?

Son yıllarda güncel konulardan biri olan probiotiklerin besin alerjilerinde kullanımı ile çok değerli ve olumlu sonuçlar elde edilmektedir. Barsak mikro florası ve alerjik duyarlanma arasında bir ilişki olduğu belirtilmektedir. Barsaklarda mikrobik dengeyi sağlayan canlı organizmalara probiyotik denir. Probiyotiklerin alerjik hastalıklar üzerine etkisi tam olarak bilinmese de, kalıtsal immün sistemin oluşmasında fekal mukozaya etki ederek yardımcı olduğu konusunda kanıtlar vardır. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, istenilir miktarda bulunan bakterilerin, alerjinin gelişmesine neden olan immün duyarlanmayı azaltabileceğini göstermiştir


Finlandiya’ da yapılan bir araştırmada probiyotik kültür olarak “Lactobacillus GG” kullanılmış ve sonuç olarak da bu kültürün yüksek risk altında bulunan çocuklarda erken atopik hastalıkları önleme de etkili olduğu bulunmuştur. Bu nedenle probiyotiklerin ve doğal immün sistem elemanlarının, bağırsak mikro-florasındaki atopik hastalıkları önlemede önemli bir rolü olduğu söylenebilir

YUKARI