(0216) 251 13 62

info@banukucukkirim.com.tr

Makaleler

SONBAHARDA ÇOCUKLARIMIZI BEKLEYEN ENFEKSİYONLAR VE HASTALIKLAR


Sonbaharda hastalık sıklığının artmasının nedenleri nelerdir?

Sonbaharda okulların açılması, çocukların kalabalık alanlarda toplu şekilde bulunmaları hastalıkların yayılımını artırır. Vücudumuz da değişen hava koşullarına ayak uydurmakta güçlük çeker ve bu aylarda üst solunum yolları hastalıkları artar. Soğukların gelmesiyle kapalı alanlarda daha çok zaman geçirilmeye başlanır. Soğuk havaların gelmesi insan vücudundaki kılcal damarlarda büzüşmelere yol açar, bu da vücudun savunma elemanlarının hastalık etkenlerinin olduğu bölgelere ulaşmasında güçlüğe neden olur. Havada asılı kalan partiküllerin solunması bulaşmayı kolaylaştırıyor. İşte tüm bu nedenlerden dolayı sonbaharda ve kış ayı başlangıcında çocuklardaki enfeksiyonlarda artış saptanır.
Enfeksiyon ortaya çıktığında uygun tedaviye başlamak için gecikmemek gerekir. Uygunsuz antibiyotik kullanılmamasına özellikle dikkat edilmelidir. Çünkü viral enfeksiyonlarda gereksiz antibiyotik kullanımı başka hastalık etkenlerinin direnç göstermesine neden olabilir. Bakteriyel enfeksiyonlarda ise erken dönemde alınacak antibiyotiklerle bu hastalıkları atlatmak kolay olur.
Maske takmak, tokalaşmamak, öpüşmemek, başkalarıyla aynı çatal, kaşık, bardak gibi eşyaları kullanmamak alınacak önlemler arasında yer alır. Risk grubundakilerin grip aşısı olması korunmak açısından önem taşıyor.
Aşılar 65 yaş üzerindekilere, kronik kalp ve karaciğer hastalığı olanlara, diyabet gibi kronik sistemik hastalıkları olanlara, bağışıklık sistemi yetersiz hastalara, toplu halde yaşayanlara ve doktor, hemşire gibi risk grubundaki kişilere önerilir. Çocuklarda alerjik hastalığı veya astımı olanlar, kalp hastalığı olanlara grip aşılaması önerilmektedir. Çocukluk çağında döküntülü hastalıklardan korunmanın en önemli yolu “Aşılama”dır!


Üst solunum yolu enfeksiyonları

En sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonları tekrarlayan sinüs, bademcik, geniz eti ve orta kulak iltihaplardır. Tonsillitlerin (bademcik iltihabı) yılda 5`in üzerinde olması, sık tekrarlayan geniz eti ve kulak enfeksiyonları yılda 4`ün üzerinde sinüs iltihapları operasyon gereksinimine neden olur.
Bademcik iltihaplarında boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, ateş en önemli belirtilerdir. Hastalığın tedavisi için gerek olduğunda doktor kontrolünde antibiyotik kullanılması gerekir. Geniz eti iltihapları ise burun akıntısı, geniz akıntısı ve buna bağlı olarak ortaya çıkan öksürük ve ateşle seyreder.

Nezle ve grip

En sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonu nezle ve griptir. Mevsim geçişlerinde, kapalı ortamlarda ve hijyenin yetersiz olduğu durumlarda hızla yayılırlar. Çocuklarda ortaya çıkan şikayetler yeteri kadar hızlı tedavi edilmezse 2-3 haftaya kadar uzayabilir. Burun tıkanıklığı ve burunda kuruma, şeffaftan başlayarak yeşilimsi hale gelen burun akıntısı, ateş ve halsizlik, kırgınlık, iştahsızlık, eklem ağrıları ve öksürük görülür.
Viral bir hastalık olduğundan gribal enfeksiyonlarda antibiyotik kullanmanın bir faydası yok. Tedavide ateş düşürücüler, ağrı kesiciler, vitamin takviyesi, buhar banyoları, dinlenme ve bol sıvı takviyesi öneriliyor. Ateş çok yüksek seyrederse, koyu burun akıntılarında şikayetler uzun sürerse antibiyotik kullanmak gerekebilir.
Grip ise daha ani başlayan, sıklıkla ateşin daha yüksek seyrettiği bir hastalıktır. Gripte kas ve eklem ağrıları daha yoğun, ateş ve halsizlik daha belirgin hale geliyor. Nezle ve grip de kendiliğinden düzeldiğinden komplikasyon gelişmedikçe antibiyotik kullanımına gerek olmaz. Gribal enfeksiyonlar sırasında bol sıvı tüketmek ve dinlenmek gereklidir. Gribal enfeksiyonlardan sonra sık komplikasyonlar arasında orta kulak iltihabı, sinüzit veya bronşit sayılabilir. Bu hastalıklar geliştiğinde antibiyotik tedavisine ihtiyaç duyulur.
Asıl tedavi koruyucu tedavidir. Eylül-ekim aylarında tek doz olarak, altı aylıktan büyük her çocuğa aşılama yapılabilir. Eğer çocukta çok sık gribal enfeksiyon görülüyorsa, şikayetler uzun sürüyorsa, her seferinde antibiyotik kullanılması gerekiyorsa, farenjit, bronşit gibi komplikasyonlar gelişiyorsa veya anne babanın eve gribal enfeksiyon getirme ihtimali yüksekse (anne baba hemşire, doktor, öğretmen gibi) grip aşısı mutlaka öneriliyor.


Sinüzit

Kafatasını oluşturan kemiklerin arasında bulunan “sinüs” adı verilen hava ile dolu boşluklarda enfeksiyon oluşması sonucunda “sinüzit” hastalığı ortaya çıkar. Genellikle enfeksiyonlar nedendir. Ancak çocuklarda alerji, tozlu ve asit içeren ortamlarda bulunma, doğumsal ya da travmalar nedeniyle oluşan deformiteler sinüzitin oluşmasını ve tekrarlamasını tetikler. Şiddetli baş ağrısı, yüzde basınç, burun tıkanıklığı ve irinli burun akıntısı ile devam eder ve ateş sıklıkla eşlik eder. Belirtilere öksürük eklenebilir. Sinüzit, çoğunlukla nezle ya da kısa süren soğuk algından sonra oluşur. Kafatası içindeki sinüs adı verilen içi hava ile dolu kemik boşlukların enfeksiyonu olarak bilinir. Dolgunluk hissi oluşur. Antibiyotik tedavisi gerekir. Antibiyotik yılda 4`ün üzerinde sinüzit enfeksiyonu söz konusu olduğunda sinüs ağzının açılması için cerrahiye başvurmak nadiren gerekli olabilir. Sinüzit çok kolay tekrarladığı için, koruyucu tedavi büyük önem taşımaktadır. Terlemeyi takiben soğuğa maruz kalınmamalı ve kışın soğuk havalarda koruyucu başlık kullanılması önerilir.
Sinüzit olmamak için mutlaka saçların ıslak bırakılmaması ve nemli saçla rüzgara çıkılmaması önerilir.

Farenjit ve Tonsillit

Boğazın arka duvarının iltihabı olarak bilinir. Boğazda yanma ve ağrı ve bademciklerde kızarma, ateş, yutkunmada zorluk, ateş ve ses kısıklığı ile başlar. Hastalığın tedavisinde boğaz kültürü istenir. Çocuklarda özellikle beta hemotilitik streptekok enfeksiyonlarının diğer viral ya da bakteriyel tonsillofarenjitlerde ayırıcı tanısı boğaz kültürü ile yapılır. Beta enfeksiyonlarının tedavisi ve süresi diğer enfeksiyonlardan farklıdır. Çocuklarda özellikle geç kalınan vakalarda akut eklem romatizması ve akut glomerolonefrit gibi ciddi kalp ve böbrek hastalıklarına neden olacağı bilinmelidir. Korunma, boğaz enfeksiyonu geçirdiğini bildiğiniz kişilerden çocukları uzak tutmakla mümkün olur. Çocukları kapalı, havasız ortamlardan uzak tutmak da çözümlerden biridir.
Akut Bronşit
Genellikle virüslerin neden olduğu 2 yaş altında görülen özellikle de 3-6 yaş aralığındaki erkek bebeklerde sık görülen bir solunum enfeksiyonudur. Sonbahar ve kış aylarında sık rastlanır. Burun akıntısı, hapşırma ve hafif üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri ile başlar. Ateş hafif veya yüksek olabilir. Bu belirtilerden bir iki gün sonra hışıltı, solunum sıkıntısı, hızlı nefes alma, huzursuzluk ve öksürük gibi yakınmalar başlar. Şikayetleri azaltmak için çeşitli ilaçlar kullanılır. Genellikle antibiyotik gerekmez, ancak bakteriyel bir enfeksiyon eklendiği düşünülüyorsa antibiyotik verilir. Tekrarlayan bronşit ataklarında astım, zatürre, kalp yetersizliği ve daha başka önemli hastalıklar gelişebileceği için doktor takibi önem taşır. Tedavisi hışıltıyı azaltan solunum yolundan alınan (inhaler) tedaviler, sıvı takviyesi ve geniz ve bronştaki sekresyonu sıvılaştıran ekspektoran ilaçlardır.

Sonbahar alerjileri

İlkbahar kadar yoğun olmasa da, sonbaharda da alerjik rahatsızlıklar oluşabiliyor. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve hapşırık ile seyrediyor. Ancak nezle ve gripten farklı olarak ateş, halsizlik gibi enfeksiyon belirtileri eşlik etmez. Tedavi tamamen antialerjik ilaçlardır. Özellikle alerjik olduğunu bildiğimiz çocuklar Eylül ayı başlangıcında koruyucu antialerjik tedavilere başlamalıdır.


Larenjit

Larenjit, ses teli ve çevre dokularının iltihabı ve ödemi ile seyreden viral bir enfeksiyondur. Çoğunlukla ses kısıklığı, yutma güçlüğü, nefes darlığı ve öksürükle kendini gösterir. Sonbahar aylarında ve kış başlangıcında görülme sıklığında belirgin artış olur. Alerjik çocuklarda larenjit yatkınlığında artış vardır. Çocuklarda acil müdahale gerektiren bir durumdur. Mutlaka tedaviye hastanede başlamak gerekir.

Pnömoni (Zatürre)
Akciğerlerde bulunan hava kesecikleri iltihabi bir sıvıyla dolarak akciğerlerin oksijen alışverişi bozulur. Hastalık bakteriler, virüsler, mycoplazma, pnömosistis gibi mikroorganizmalar ile oluşur. Bakteriyel zatürrede ateş, titreme, öksürük, sarı yeşil renkte veya kanlı balgam, göğüs ağrısı ve terleme olabiliyor. Virütik zatürrede ateşin yanında baş ağrısı, kuru öksürük, kas ağrısı ve halsizlik gibi gribal enfeksiyon belirtileri görülebiliyor. Mycoplasma zatürresinde ise en yaygın şikayet öksürüktür.
Tedavi, hastanın yaşına ve patojenin bakteriyel ya da viral olmasına göre belirlenir. Viral zarürrelerde iyileşme kendiliğinden olabiliyor. Sadece destek tedavi gerekir. Bakteriyel ve mikoplazma zatürrelerinde ise antibiyotik kullanımı şarttır. Ağrı kesiciler, bol sıvı alımı, oksijen desteği sağlanmalıdır. Zatürre halen 5 yaşından küçük çocuklarda önemli bir ölüm nedenidir. Çocukluk çağında özellikle pnömokok ve hemafilus influenza aşılarının rutin uygulanması ile birlikte sıklığı azalmaktadır. Zatürre aşısı iki aylıktan büyük her çocuğa uygulanabiliyor

Kızamık

Kızamık virüsünün neden olduğu, döküntülü, bulaşıcı bir çocukluk çağı hastalığıdır. Özellikle sonbahar ve kış aylarının hastalığıdır. Bulaşma, hastanın ağızdan çıkan damlacıklarla bulaşır.
Kuluçka dönemi 2 haftadır.
Yüksek ateş, halsizlik, iştahsızlık, nezle, öksürükle başlar. Gözler yaşarır, kızarır, kirpik dipleri çapaklanır. Kızamığın en önemli özelliği ağızda koplik lekelerinin çıkmasıdır. Ağızda kırmızı zemin üzerinde tuz taneleri serpilmiş döküntüler görünümündedir. Bu lekelerin görülmesinden 1-3 gün sonra kulak arkasından başlayan, yüz, boyun, gövde bacaklarda yayılan deri döküntüleri görülür. Döküntüler, büyük lekeler halindedir. Döküntü safhası 3-4 gün sürer. Döküntüler çıktıkları sırayla kaybolur. Daha sonra deride kepeklenme görülür.
Bakım ateş döneminde yatak istirahati sağlanır. Hasta, sindirimi kolay, yumuşak ve bol kalorili proteinli-vitaminli yiyeceklerle beslenir. Hastanın odası sık sık havalandırılmalıdır. İyi bakım almayan çocuklarda kızamık; orta kulak iltihabı, zatürre ve beyin dokusu iltihabına sebep olabilir. Tek korunma yöntemi aşılanmadır.

Kızıl
Bakterilerin neden olduğu ve 3-12 yaş arası çocuklarda, sonbahar sonu ve kış aylarında sık görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Bulaşma yolu hastaların burun, boğaz salgıları ve deri döküntüleridir. Kuluçka süresi 2-4 gündür.
Hastalık belirtileri arasında ani başlayan yüksek ateş, baş, boyun, karın ağrısı vardır. Hastanın bademcikleri şişer ve kızarır. Dil, çilek görünümünde paslıdır. Daha sonra kıpkırmızı ahududu görüntüsü alması kızılın tipik özelliğidir. Döküntüler, hastalığın başlangıç belirtilerinden 1-2 gün sonra yüzde başlar, vücuda yayılır. Önceleri sarımtırak kırmızı ve toplu iğne başı büyüklüğündeki döküntüler birbiriyle birleşir ve bütün vücut derisi güneş yanığı görüntüsü alır. Döküntüler dirsek içi, kasıklar, diz altı, koltuk altı gibi kıvrımlı yerlerde yoğunlaşır.
Tedavisi gecikmeden hastalığın serolojik olarak tanısını takiben antibiyotik tedavilerine doktor kontrolünde başlanmasıdır. Erken tedavi edilmezse böbrek hastalığı, romatizma, orta kulak iltihabı ve zatürreye neden olur.
Hastalığın aşısı yoktur. Hasta çocukla temastan kaçınılmalıdır. Hasta ile temas edenlerin boğaz kültürü alınmalı, sonuç pozitif çıkarsa hemen tedaviye başlanmalıdır.

Difteri

Daha çok çocuklarda görülen, difteri basilinin neden olduğu öldürücü olabilen bir hastalıktır. Kuluçka dönemi,1-7 gündür. Bulaşma, difterili bir hastayla yakın temasta bulunma, difteri basillerinin bulaşmış olduğu eşyaların, yiyecek ve içeceklerin kullanılmasıyla olur. En duyarlı yaş 2-8 yaşlardır. Sonbahar, kış mevsiminde görülür. Difteri basilinin yerleşme yerine göre ağız, boğaz, gırtlak, göz, göbek, deri ve orta kulak difterisi görülür. Genelde boğaz ağrısı, yutma zorluğu, burun akıntısı, ses kısıklığı görülür. Ateş olmayabilir. Boyundaki lenf bezleri şişer. Hastalık, kalp ve sinir sisteminde hasara yol açar, geçici felçlere sebep olabilir. Tehlikeli bir hastalık olduğu için vakit geçirilmeden doktora götürülmelidir. Yatak istirahati gerekir. Bol su ve yumuşak gıdalar verilmelidir. Difteri aşısı hastalığı önler. Tek korunma yöntemi aşılamadır.

Kızamıkçık

Hafif ateş ve döküntü ile seyreden bir viral hastalıktır. Gebelikte geçirilirse fetüste zeka geriliği, mikrosefali, kalp-damar bozukluğu, işitme bozukluğu ve körlüğe neden olur; sarılık ve ölü doğum gibi ağır anomalilere yol açar. Kuluçka süresi 3 haftadır. Bulaşma hasta ile temasla olur.
Belirtileri: Hafif ateş, nezle ve halsizlikle başlar. Kızamığın hafif şekline benzer. Döküntü öncesi kulak arkasında lenf bezlerinde şişlik görülür. Ağızda toplu iğne başı büyüklüğünde kırmızı döküntüler fark edilir. Deri döküntülere önce yüzde başlar, sonra hızla boyuna, kollara, gövde ve bacaklara yayılır. Döküntüler 2-3 gün sürer. Kızamıktan daha az belirgin noktacıklar halinde, pembe renklidir.
Hafif bir hastalıktır. Hastanın iştah durumuna göre kolay sindirebileceği besinler verilir. Kendiliğinden iyileşir. Korunma sadece aşılama ile olur.

Kabakulak

Viral bir enfeksiyon olup bulaşma solunum yoluyla olur. Kuluçka dönemi 3 haftadır. 5-15 yaş arası çocuklarda görülür. Sonbahar ve kış sonuna doğru sık rastlanır. Çene altı ve kulak altı tükürük bezlerinin şişmesi sonucu boynun yan tarafında yumru oluşur. Yutkunmada acıma hissi, ateş ve ağız kuruluğu görülür. Şiş kısım dokunmaya karşı hassas ve ağrılıdır. Erkeklerde testisler de etkilenir. Bu nedenle hastalık süresince doktor kontrolünde olmalıdır. Ergenlik çağında ve daha sonra kabakulak geçiren erkek çocuklarında testislerin iltihaplanması sonucu kısırlığa yol açabilir. Yatak istirahati sağlanmalıdır. Bol proteinli, yumuşak, sıvı besinler verilmelidir. Korunma aşılama yoluyla yapılır. Hasta çocuk iyileşene kadar okula gönderilmemelidir.

Boğmaca

Çocukluk çağında sık görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Kuluçka süresi 7-14 gündür. Doğrudan hasta kişiyle temas yoluyla bulaşır. İlkbahar, kış aylarında sık görülür. 6-7 yaşlarından önce daha fazla görülür. Hastalık 3 dönemde izlenir:
Nezle fazı: Soğuk algınlığı şeklinde başlar. 1-2 hafta sürer.
Öksürük fazı: Öksürük nöbetleri ardından kusma görülür. Bu öksürüklerde yüzde kızarma, morarma olur. Dil dışarı çıkar. Gözler dışarı fırlar gibidir ve yaşarır. Soluk alırken ıslık çalar gibi ses çıkar. Öksürük sonrası balgam vardır. Terleme, yorgunluk, halsizlik ortaya çıkar.
İyileşme fazı: 2-3 hafta sürer. Bazen iyileşme aylar da sürebilir. Zamanla öksürük nöbetlerinin şiddeti ve sayısı azalır. Hasta rahatlar, iştahı düzelmeye, neşesi yerine gelmeye başlar.
Mutlaka antibiyotik tedavisi verilmeli. Dinlenme ve yatak istirahati şarttır. Hastanın odasının sık sık havalandırılması ve nemlendirilmesi gerekir. Bol proteinli ve vitaminli gıdalarla az az ve sık sık beslenmelidir. Kusarak sıvı kayıplarının azaltılmasına dikkat edilmeli. Bol sıvı almalıdır.
Aşılama tam korunma sağlar. Hastalığı geçirenler ömür boyu bağışıklık kazanır.


Çocuk Felci

Salgınlara da neden olabilen virüslerin sebep olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Özellikle yaz ve sonbahar başlangıcında görülür. Kuluçka dönemi 1-3 haftadır.
Bulaşma, genellikle virüsün bulaştığı suların ve besinlerin ağız yoluyla alınması sonucu olur.
Ateş, baş ağrısı, kusma, karın ağrısı, ense sertliği ile kendini gösterir. Başlangıçta daha çok üst solunum yolu enfeksiyonuna benzer. Hastalık, hastaların bir kısmında hafif geçirilse de 1-2 gün içinde ağrı ve ense sertliği ile daha şiddetli olarak ortaya çıkar. Hastaların büyük kısmında felç görülmezken bazı tiplerinde birkaç gün süren yüksek ateşten sonra asimetrik olarak sağ kol etkilendiğinde sol bacak etkilenir ve felç görülür. Çok şiddetli türleri ölüm ile sonuçlanabilir.
Hastalığın özel bir tedavisi yoktur. Hastalar araya giren zatürre gibi ciddi komplikasyonlar nedeniyle kaybedilebilir. Korunma aşı yoluyla sağlanır.

Suçiçeği

Virüslerin neden olduğu çok kolay bulaşabilen, döküntülü ve özellikle kışın çok görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Her yaşta görülebilir. Kuluçka süresi 2-3 haftadır.
İnsandan insana, yayılan damlacıklarla ve deri kabarcıklarına direk temasla olur.
Hafif ateş, iştahsızlık, halsizlikle beraber deri döküntüleri vardır. Döküntüler, sulu kabarcıklar şeklindedir. Bu kabarcıklar, açık pembe renkte önce sulu sonra kabuklu olup son derece kaşıntılıdır. Döküntüler genelde iz bırakmaz. Ancak kabukları kaşıyarak kaldırılırsa iz kalabilir.
Evde yatak istirahati şarttır. Kaşıntıyı azaltmak için doktorun önerdiği losyonlar kullanılmalıdır. Karbonatlı suyla silmek de kaşıntıyı hafifletir. Çocuğun vücut direncini artırıcı besinler verilmelidir. Terlemenin önüne geçilmelidir.
Hasta kişilerle temas edilmemelidir. Suçiçeğinin bir yaşın üstünde yapılabilen aşısı vardır.



Sonbaharda hastalıklardan korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıklarının bulaşma yolları temas ve damlacık yoluyla oluştuğundan en önemli korunma mekanın havalandırılması ve hasta kişiyle temasın olmamasıdır. Bu nedenle el hijyenine dikkat edilmesi gerekir. Ellerin sık sık yıkanması önerilir.
Vücut direncini yüksek tutmak için iyi beslenmek gerekiyor. Sürekli hazır gıda yiyen, az sebze-meyve tüketen, aşırı kirli ve ileri derecede yorucu işlerde çalışanlara vücudunu özellikle C vitamini ve diğer vitaminlerle desteklemesi önerilir.
Bağışıklamayı artıran doğal besinlerin alımına özen göstermek gereklidir. Domates özellikle içerdiği C , E vitamini ve antioksidanlar (likopen) nedeniyle grip ve nezleden koruyucudur. Kayısı ve elma da bağışıklık sistemini güçlendiren meyvelerdendir. Kayısı, A ve B3 (niasin) vitamini, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve fosfor sayesinde grip ve nezleye karşı bünyemizi korur. Elma ise, B3 ve E vitamini, potasyum ve bol miktarda pektin içerir. Üzümdeki demir oranı yüksek olması nedeniyle vitaminlerin yanı sıra bağışıklığı artırır.
Nar, C vitamininden portakal gibi en zengin meyvelerin başında gelir. Demir ve potasyum içeriği yüksek olduğundan bağışıklamayı artırır. Nar çekirdeğinde bulunan punisik asid, bağışıklık sistemi üzerine uyarıcı etkileri nedeniyle son yıllarda üzerinde en çok çalışılan doğal bir üründür. Enflamasyonu baskılayıcı etkileri ve antioksidan özelliği nedeniyle günümüzde artan şekilde kullanılmaktadır.
Portakal ve portakal kabuğunun, zencefilin aynı zamanda bağışıklama dışında öksürüğü azaltıcı etkisi olduğu bir gerçektir.
Vişne ve vişne suyu da potasyum ve A vitamininden zengindir. Doğal bir ateş düşürücü olarak bilinir.
Gribal enfeksiyonlar sırasında öksürük refleksi üzerine etkili olan ve bağışıklamayı artıran çörek otu yağı, zencefil-bal karışımı ve keçiboynuzu özü çocuklarda sık kullanılan ve kabul görmüş doğal ürünlerdendir. Keçiboynuzu özünün ekspektoran etkisi yıllardır bilinmektedir. Pekmezinden farklı olarak yoğun kıvamlı olan bu öz, çocukların öksürüklerinde ekspektoran olarak etkilidir.
Çörekotu tohumu yağı, esansiyel yağ asidlerinden zengin olması nedeniyle bağışıklık sistemi üzerine olumlu stimulan etki yapar.
Son yıllarda yorgunluk giderici olduğu bilenen ruşeym yağı A, D ve E vitaminlerinden çok zengin bir yağdır. Bağışıklık sistemine etkileri bilinmektedir. Çocuklarda yeni yeni kullanım alanı bulmaya başlamıştır.


YUKARI